ABD ORTADOĞU’DAN PASİFİK’E

Buz dağının görünen kısmı Fransa, Avustralya arasında denizaltı alımları üzerine kopan fırtınadır. Fransızlar buna “ihanet” dediler. Öyle ya milyarlarca dolarlık bir alım iptal edilmiştir. Buna neden olan da İngiltere ve ABD. Kar, gözü kara emperyalistleri kan içici hale getirmekle kalmıyor dostluk diye bir şey de tanımıyor. Bu gerginlik dünya kamuoyunun gündemini oluşturuyor. Bu aynı zamanda değişmekte olan dünya güç dengeleri ve stratejileri için önemli bir mesajdır.

ABD ORTADOĞU’DAN PASİFİK’E
Mihraç URAL
Buz dağının görünen kısmı Fransa, Avustralya arasında denizaltı alımları üzerine kopan fırtınadır. Fransızlar buna “ihanet” dediler. Öyle ya milyarlarca dolarlık bir alım iptal edilmiştir. Buna neden olan da İngiltere ve ABD. Kar, gözü kara emperyalistleri kan içici hale getirmekle kalmıyor dostluk diye bir şey de tanımıyor. Bu gerginlik dünya kamuoyunun gündemini oluşturuyor. Bu aynı zamanda değişmekte olan dünya güç dengeleri ve stratejileri için önemli bir mesajdır.
Daha önce de yazdım, “Yüzyılın vurgunu” başlığı altında uzun makalemde konuya değindi. Amerika, gelişen ekonomileri kuşatmak 21. Yy sonunda yine egemen güç olmayı devam ettirmek için Rus, Çin Hindistan’ı kollamakta ve pasifik-Hint okyanusunda etkinliği ele geçirmek için gerekirse savaşlara .bile gideceğini göstermektedir. Trump yönetimi buna çok hevesliydi de. Diyeceğim o ki buz dağının derinlikte taşıdığı gerginlikler çok boyutlu ve kaotiktir.
Dünya siyasal olaylardaki gelişmeler için derinlere dalmak gerek derindeki olayları verileri derli toplu bilmek gerek derim.
II. Dünya savaşından bu yana köprünün altından çok sular aktı. Bu gerçeği kavramaktan uzak ülkeler hatta örgütler yanlış kararlarının altında ezilmekle yüz yüze kaldı. Bu gerçeği kavramak verilerin derinliğinde yer alan ve onları belirleyen dinamiklere aralarındaki dolanıklığa ve belirsizliklere göz atmamızı gerektirecek. Fizikten değil, siyasetin iç dokularını oluşturan dinamiklerden söz ediyorum. Büyük stratejik senaryoları sadece simülasyon masalarındaki kurgularından değil, çok ilgisizmiş gibi görülen ama birikimleriyle “kelebek etkisi” yaratan gerçeklerden söz ediyorum. Bu açıdan Amerika’nın Fransa’nın çıkarlarını ayaklar altına alarak Avustralya’yla anlaşmaya gitmesi, gelişmelerin ne tür gerginlikler taşıdığına önemli bir gösterge sayılır.
Dünya bir kez daha Amerikan pragmatizmiyle yüz yüze geliyor. Siyasettin acımasız anlatımı olan “dostluk yok çıkar var” ilkesi, tüm acımasızlığıyla dünya siyaset arenasının temel dinamiği oluyor. Özü kapitalizme dayanan, dünya pazarlarının vahşice paylaşımı için, kılıçlar çekilmiş bulunuyor.
Olay Fransa Avustralya arasında patlak veren askeri sanayi alış verişiyle ilgili ihtilaflar ve gerginliklerle ilgili.
5 yıl önce, Avustralya, 2016 yılında Fransız Naval Group ile eskiyen Collins sınıfı denizaltılarının yerine yeni denizaltıların inşa edilmesi için 90 milyar dolara varacak bir anlaşma imzalamıştı. Ancak anlaşmaya rağmen sorunlar vardı; kimi parçaların yerli üretim olması hususu gibi, bu sürede tarafları ikna edici bir yol bulunamamıştı. 2030 yılında teslim edilmesi gereken yeni kuşak denizaltılar, Amerikan’ın bölgedeki etkinliği ve hedefleri açısından Avustralya’ya Fransa’dan daha uygun öneri götürüldü. Avustralya, Fransa’yla ipleri koparmayı göze alarak anlaşmayı iptal ettiğini açıkladı (15 Eylül 2021).
Fransa ile iptal edilen anlaşma kapsamında Avustralya’nın yüzlerce milyon dolarlık tazminat ödemesi bekleniyor. Bu bedel, 400 milyon dolara kadar çıkabilir.
Fransa’nın eski Washington Büyükelçisi Gérard Araud tarafından konuya ilişkin atılan bir tweet’te şu ifadeler kullanıldı:
“Dünya bir orman. ABD ve İngiltere’nin Avustralya’da Fransa’yı sırtından bıçaklaması Fransa’ya bu acı gerçeği hatırlattı. C’est la vie (Yaa, hayat böyle işte!)”
Konu benim açımda burada noktalanır ama sorun bu değil. Hepsinin canı cehenneme, kar hırsı ve bu karların yeni kar ve savaşlara yol açacağı açık olan bur gerginlikte bizim söyleyeceğimiz şey başka olacaktır.
Tüm gelişmeler Yüzyılın Vurgunu ya da kendi deyişleriyle “Yüzyılın Anlaşması” mihverinde dönmektedir. Amerika hatta Avrupa bir bütün olarak gerilemekte olan ekonomik durumlarından sıkıntıdalar. Çin Rusya Hindistan ise yükselişti. Bu gelişme 21.yy gerginliklerini ve stratejilerinin ana rotasını belirlemektedir. Hint-Pasifik okyanus sahası, Amerika için yaşamsal bir saha haline gelmektedir. Bu sahaların güvenliği, Akdeniz, Ortadoğu ve diğer sahalardan öne geçmiştir. Ekonominin şah damarları burada akmaktadır. Güç dengeleri burada sürtüşecek, yeni ittifaklar burada şekillenecektir.
Kaynaklara göre “üç ülkenin oluşturacağı yeni güvenlik paktının kısa ismi ise AUKUS olacak. Avustralya’nın attığı bu stratejik adımın Çin’in bölgede yükselen nüfuzunu kırmak adına olduğu düşünülüyor.” Bu bilgi gerçekçi bir bilgidir. Amerika Ukrayna’dan başlayarak hedef tahtası yaptığı Rus-Hint-Çin’e karşı bir ateş çemberi kuşatması yaratmıştır. Suriye olayları Afganistan gelişmeleri, İran düşmanlığı, Suriye’ye dayatılan savaş, Lübnan’ın pres altında tutulması, Gerici Arap ülkelerinin İsrail’le uyumlaşma anlaşmalarıyla çözülmesi, Yemen Savaşı, Bölgemizde başta Filistin direnişi ve Kürd özgürlük hareketi direnişinin kırılması Kürdlerin birbiriyle vuruşturulması, Körfezde süren gerginlikler hatta Ortodoks kilisesinin bölünüp parçalanması, bir bütün olarak bu senaryoya Yüzyılın Vurgunu anlaşmasına hizmet etmektedir. Bütün bunlar Yükselen Çin ekonomisinin 2035-2050 yılları arasında açık farkla Amerika’yı geride bırakacağı gerçeğini deştirmiyor. Bunun için Hint- Pasifik okyanusu kuşatması Amerika için yaşamsal bir adım olacaktı ki bu adım böyleci Fransa’nın çıkarları ayaklar altına alınarak atılmış oldu.
Buraya kadar olanlar birbiriyle doğru orantılı gelişmeler olarak ikame olmaktadır. Bunun önemli mesajları arasında bölgemiz ve bölge devrimci hareketlerinin alması gereken tutum bulunmaktadır.
Herkes bilmeli ki Amerika bu bölgeden çıkmakta. Daha ötesi kaçmaktadır. İsrail hezimet içinde yayılmacılığıyla devam ederse geleceği olmayan geçici bir rejim olarak tarihte anılmaya mahkum olacaktır. Amerika kendi çıkarları için yarattığı bu ateş çemberi trilyonlarca dolara mal oldu. Getirisi ise bir hiç gibi. Buna rağmen bölgede kimi sağlam sandığı kazıkları dikmekten çekinmemektedir. Kaçarken geride kalacak kuklaları yeniden organize etme telaşındadır. Ama bunlarla oyalanmaya devam edemezdi. Şimdi tüm güçler okyanuslara akacak. Amerika her zaman İngiltere’yi kolladığı bilinin bir gerçek, İngiltere tüm şer odaklarının rehberidir, kıdemlisidir. ABD-İngiltere’nin birlikte Fransa’yı arkadan vuran yeni kuşak denizaltı üretimi ve Avusturya’ya satımını, bu açıdan anlamak gerek.
Bölge devrimci güçleri bu gelişmeleri yakından takip etmelidir. Özgürlük ve demokrasi direncini kırmak isteyen güçlerin en zayıf olacağı döneme doğru yönelmekteyiz. Bu gelişmeleri halklarımızın kurtuluşu için, gerici baskıcı faşist mafyavari kabileci sistemlere diz çökertmek için yeni fırsatların olacağı açıktır. Bölge direnme ekseni bu açıdan önem kazanmaktadır.
Kürd Özgürlük hareketinin, bölge direnme ekseniyle de sorunları çoktur. Bölgenin tüm devletleri Kürdistan’ı parçalayıp gasp etmiştir. Kürd halkına nefes aldırmaz ırkçı-milliyetçi girişimlerle de ezmeye devam etmektedir. Bölgenin hiçbir devleti Kürdü yaşam hakkı, kültürel haklar bile tanımak istememektedir. Yüzyılların kıyımları üzerine yükselen bu baskıcı girişimler, esasında egemen ulus ve devletler kendi mezarını kazmasından başka bir anlama sahip değildir. Buna rağmen, bu kanlı tarihe eli bulaşmamış Suriye Kürd halkıyla ortak bir payda da ciddi sonuçlar alabilir. Kürd halkı, Rojava’da gösterdiği başarı ve kurduğu etkinlik ve kazanımlar çok önemlidir. Çok kişinin dikkatinden kaçan Halep kentini bu iki dost gücün birlikte yönettiği ve sorunsuz olarak halkın onayını alan bu ortak yönetim esasında tüm Suriye geleni içinde yeniden organize edilebilir. Halep Suriye’nin sanayi kentidir can damarıdır ve Kürdler (YPG) 4 bükük mahalleyi sorunsuz yönetmektedir; Suriye devlet kurumlarına da bayrağına da halel gelmemektedir: Yani devletler milliyetçilikten uzaklaştıklarında sorunlarda kolay çözülmektedir.
Bütün bunları direnme güçlerinin bölgede oluşturduğu eksende Kürdlerin temel bir role sahip olduğunu ve burada yer alması gerektiğine olan inancımı belirtmek içindir. Bunun için de Suriye ve Kürd dostluğu anayasal, kurumsal ve yazsal dayanaklara kavuşmalıdır derim. ABD bölgeyi terk ederken yerli halkların birbiriyle ortak bir cephe içinde ortak bir direnme eksenin de yer alamsı gerekmektedir Bu tarihi bir fırsattır. Aksı, herkesin zararlı çıkacağı sonuçlara gidilmiş olacaktır.