Avcı kartalı önce tedirgin etti sonra avladı

Normalde ilk yarı da Avcı’nın hedefi yenilmemek ve maçı beraberlikle bitirmekti. Ama ilk yarının öğrettiği tecrübe, rakibin tedirginliğini teyit etmek olunca, Avcı oyuna Bakasetas’ı alarak, maçı, Beşiktaş yarı sahasında oynama niyetine start verdi. Oyun hiçbir zaman Avcı'nın kontrolünden çıkmadı ve futbol ilahları, aklı ödüllendirerek, Trabzon’un, Beşiktaş’ı yenmesine izin verdi. 

Avcı kartalı önce tedirgin etti sonra avladı

Abdullah Avcı, Sergen Yalçın'ı sert yalçın kayalıklara sürükledi; önce müthiş bir korku salarak, tedirgin etti, sonra soğukkanlı ve sabırlı bir avcı gibi, tadını çıkararak avladı. Maç başladığında Abdullah Avcı üçüncü bölgenin merkezini boş bırakarak, Beşiktaş defansının biraz daha ileri çıkmasını adete kışkırttı. Normal de ben dahil herkes, o boş bırakılan hücum göbeğinde yeni transfer Bakasetas’ın oynamasını bekledi. Ama Abdullah Avcı inandığı oyun planından sapmadı ve o bölgeyi boş bırakarak, Beşiktaş kanatlarının ileri çıkmasını sağladı. Bu stratejinin biricik anlamı, boşalan kanat koridorlarının arkasına sarkmak ve hızlı hücumla Beşiktaş defansını tedirgin etmekti. Nitekim bu anlayış sonuç verdi ve Djaniny sağ taraftan kaptığı topla içe doğru kat etti ve Baker’i ince bir ara pasla kaleci Ersin'le baş başa bıraktı. 

Bu ataktan sonra ne De Souza ne de Atiba birlikte ikinci bölgeyi terk edip, üçüncü bölgede Beşiktaş’ın sayısal olarak çoğalmasını sağlayamadı. Zaten planın biricik hedefi de buydu. Çünkü Beşiktaş hızla kanatlara sarkıyor ve ceza sahasında sayısal olarak çoğalıp, gelen toplardan sonuç üretiyordu. Beşiktaş hücumlarının sonuç üretmesi, Atiba ve De Souza’nın hücuma katılıp sayısal olarak çoğalmasına bağlıydı. 

Atiba ve De Souza'nın birinci ve ikinci bölgede nöbet tutmaya başlaması, Trabzonspor defansının üstündeki baskının azalması anlamına geldi. Bu anlam Avcı’ya daha çok atak geliştirme imkânı sağladı. Öyle ki, sağlı sollu kanat atakları, kelimenin gerçek anlamıyla Sergen Yalçın’ı tedirgin etti. Bir de bütün bunların üstüne o ilahi rastlantısal gol gelince, Yalçın ve takımı Beşiktaş’ta panik başladı. 

İlk yarı, deyim uygunsa örgütlü akıl ile doğaçlama bir gücün kapışmasına sahne oldu. Daha önce de yazdığım gibi, Beşiktaş’ın müstakbel zaferi, oyunun hız ve temposunu artırmasına bağlıydı. Avcı, bu planla hız ve tempoya adeta takoz koydu. 

Avcı ikinci yarıda fikir değiştirdi. Normalde ilk yarı da Avcı’nın hedefi yenilmemek ve maçı beraberlikle bitirmekti. Ama ilk yarının öğrettiği tecrübe, rakibin tedirginliğini teyit etmek olunca, Avcı oyuna Bakasetas’ı alarak, maçı, Beşiktaş yarı sahasında oynama niyetine start verdi. Oyun hiçbir zaman Avcı'nın kontrolünden çıkmadı ve futbol ilahları, aklı ödüllendirerek, Trabzon’un, Beşiktaş’ı yenmesine izin verdi. 

Belki ironi ya da alaycı bir şaka ama Trabzon’un attığı ilk gol futbol oyununun rastlantısal olana ne kadar açık olduğunu kanıtladı. Top Vida’ya çarptı, bir bilardo masası gibi ondan sekip Montero’nun bel ve diz arasına değerek, kalecinin bakışları arasında filelere gitti. 

Söylemek istediğim şey şu; futbol oyununda atılan goller ortada örgütlü bir akıl yokken de rastlantısal olarak mümkün olabiliyor. Tıpkı Beşiktaş oyunu gibi, Beşiktaş oyunu dirençli bir oyun, hızlı ve tempolu bir oyun ama detayları planlanmamış bir oyun. Plan var ama o plan örgüsüz. 

Ali Fikri ISIK

Kaynak: Gazete Duvar