“DEMOKRATİK HALK HAREKETİ” Açıklaması: KAHROLSUN ABD-İSRAİL FAŞİST İTTİFAKININ İRAN SALDIRISI!

Demokratik Halk Hareketi olarak, ABD-İsrail faşist ittifakının İran’a yönelik saldırısını en sert biçimde kınıyoruz. Bu saldırı, yalnızca İran’a dönük askeri bir operasyon değil; küresel emperyalist stratejinin yeni bir aşamasıdır. ABD-İsrail ittifakı, İran’ın anti-demokratik yapısını ve bölgesel çelişkileri bahane ederek kendi emperyalist ajandasını dayatmaktadır. Ancak mesele ne demokrasi ne de nükleer güvenliktir. Mesele, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirmek ve emperyalist tahakkümü derinleştirmektir.

“DEMOKRATİK HALK HAREKETİ” Açıklaması:  KAHROLSUN ABD-İSRAİL FAŞİST İTTİFAKININ İRAN SALDIRISI!

KAHROLSUN ABD-İSRAİL FAŞİST İTTİFAKININ İRAN SALDIRISI!

 

Demokratik Halk Hareketi olarak, ABD-İsrail faşist ittifakının İran’a yönelik saldırısını en sert biçimde kınıyoruz.

Bu saldırı, yalnızca İran’a dönük askeri bir operasyon değil; küresel emperyalist stratejinin yeni bir aşamasıdır. ABD-İsrail ittifakı, İran’ın anti-demokratik yapısını ve bölgesel çelişkileri bahane ederek kendi emperyalist ajandasını dayatmaktadır. Ancak mesele ne demokrasi ne de nükleer güvenliktir. Mesele, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirmek ve emperyalist tahakkümü derinleştirmektir.

Bu saldırı aynı zamanda ABD ve İsrail’in kendi iç politikalarında ilerlettikleri gizli faşist ajandanın da bir parçasıdır. Dışarıda bir “zafer” görüntüsü yaratarak içeride halkı milliyetçi-şoven bir mobilizasyona sürüklemek, baskıcı ve otoriter politikaları meşrulaştırmak istemektedirler. Savaş, içerideki krizleri örtmenin ve faşist politikaları tahkim etmenin aracı haline getirilmiştir.

ABD-İsrail ittifakı aylardır yürüttüğü sistematik propaganda ile İran’ın nükleer silah elde etmeye çalıştığını ileri sürmüştür. Oysa başta Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı olmak üzere, çeşitli uluslararası kurumların açıklamaları bu iddiaları doğrulamamıştır. Buna rağmen aynı yalan tekrar edilmiş, kamuoyu bilinçli biçimde manipüle edilmiştir. Bu durum, saldırının gerekçesinin güvenlik değil siyasal mühendislik olduğunu göstermektedir.

Daha da çarpıcı olan, İran ile görüşmeler sürerken bu saldırının gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bu gerçek, müzakerelerin bir diplomasi süreci değil, bir savaş hilesi olarak kullanıldığını ortaya koymaktadır. İran’ın anlaşma için sunduğu çeşitli tavizlerin kabul edilmemesi, sorunun nükleer program değil, İran’ın jeopolitik konumu ve bunun devre dışı bırakılmak istenmesi olduğunu açık biçimde göstermektedir.

Bu faşist ittifakın hedefi yalnızca İran değildir. İran’ın zayıflatılması ya da tasfiyesi, Çin’e doğru yönelen küresel stratejik hamlenin bir parçasıdır. Afganistan-Pakistan hattında yükselen gerilimler, Hindistan-İsrail stratejik ortaklığının güçlendirilmesi ve İran’a dönük saldırılar birlikte okunduğunda, dünya halklarını daha geniş çaplı bir kaos ve savaş sürecine sürükleme planı net biçimde görülmektedir.

Gerici ABD-İsrail ittifakı, dünya sistemini istikrarsızlaştırarak kendi hegemonyasını yeniden kurmaya çalışmaktadır. Bu emperyalist yayılmacılık, yalnızca Ortadoğu’yu değil, tüm insanlığı yeni savaşların eşiğine getirmektedir.

Bu nedenle bugün temel politik görev, dünya halklarının birleşik demokratik mücadelesini yükseltmektir. Emperyalist savaş politikalarına karşı enternasyonal dayanışma büyütülmeli; halkların iradesi, savaş baronlarının çıkarlarının önüne geçirilmelidir. Savaş değil barış, işgal değil halkların kendi kaderini tayin hakkı savunulmalıdır.

Kahrolsun faşist ABD-İsrail emperyalizminin İran saldırısı!
Yaşasın halkların birleşik demokratik mücadelesi!

Demokratik Halk Hareketi