DEMOKRATİK HALK HAREKETİ Açıklaması: Mutlak Butlan ve AKP’nin Psikolojik Savaş Operasyonu

Son dönemlerde Özgür Özel eksenli ortaya çıkan birçok şaibeli durum yaşanmıştır ve bunların üzerinden öyle atlanıp geçilemez. Bunlardan en önemlisi, CHP tarihinde bir ilk olan MİT Başkanı ile Özgür Özel’in baş başa yapmış olduğu bir buçuk saatlik görüşmedir. Hiçbir zabıtın tutulmadığı ve üçüncü bir kişinin olmadığı bu görüşme, skandal ötesi bir durumdur. Bir diğer göze batan durum ya da durumlar ise son dönemlerde CHP belediyeleriyle ilgili davalardaki yolsuzluk dosyalarında adının sıkça geçmesi ve yine yasak aşklarıdır. MİT tarafından yakından izlendiği bilinen CHP genel başkanı çok rahat bir şekilde yolsuzluk işlerine bulaşabilmekte ve yasak aşk ilişkilerine girebilmektedir. İnsan Özgür Özel’in « bu rahatlığı »nın kaynağını sormadan edemiyor ! Bu gerçek üstü bir durumdur ! Özgür Özel’in bu rahatlığının kaynağı sadece AKP ile kurulan gizli bir anlaşmanın ürünü olabilir.

Mayıs 29, 2026 - 18:58
25
DEMOKRATİK HALK HAREKETİ Açıklaması: Mutlak Butlan ve AKP’nin Psikolojik Savaş Operasyonu

DEMOKRATİK HALK HAREKETİ Açıklaması:
Mutlak Butlan ve AKP’nin Psikolojik Savaş Operasyonu


AKP uzun yıllardır yalnızca klasik siyasal yöntemlerle değil, aynı zamanda psikolojik savaş teknikleriyle de iktidarını korumaya ve inşa ettiği yeni rejimi derinleştirmeye çalışmaktadır. Türkiye’nin son yirmi beş yıllık siyasi tarihi incelendiğinde, rejimin kritik dönemeçlerde sürekli olarak büyük psikolojik operasyonlara başvurduğu açık bir şekilde görülmektedir. Bu operasyonların ilki, Gülen Cemaati ile ortaklaşa örgütlenen Ergenekon komplosudur. O dönem “demokrasi”, “askeri vesayetle mücadele” ve “darbecilikle hesaplaşma” söylemleri üzerinden geniş toplumsal kesimler manipüle edilmiş, devletin birçok kurumu yeniden dizayn edilmiştir.

İkinci büyük operasyon ve komplo ise 15 Temmuz süreciyle birlikte yürürlüğe sokulmuştur. Bu kez hedef yalnızca Gülen Cemaati olmamış; devlet içindeki bütün demokratik, ilerici ve rejime tam bağlanmamış kesimlere kadar uzanan büyük bir tasfiye süreci işletilmiştir. Böylece AKP, devlet aygıtını kendi siyasal çizgisine göre yeniden şekillendirmiş ve rejimin merkezileşmesini daha ileri bir noktaya taşımıştır.

Bugün ise benzer psikolojik savaş yöntemleri CHP ekseninde yeniden devreye sokulmaktadır. Özellikle Özgür Özel merkezli olarak yürütülen siyasi sürecin, sıradan bir parti içi değişim olmadığı; aksine AKP’nin uzun vadeli siyasal planının bir parçası olduğu görülmelidir. Çünkü AKP açısından mesele yalnızca iktidarda kalmak değildir. Asıl mesele, kendi iktidarını meşru gösterecek kontrollü bir muhalefet alanı yaratmaktır.

Muhalif kamuoyunun önemli bir kısmı, AKP’nin özel savaş yöntemlerini yeterince çözümleyemediği için bugün psikolojik operasyonlar aracılığıyla belirli bir siyasal hatta yönlendirilmektedir. Bu noktada Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllardır sürdürdüğü yanlış siyaset tarzı da bu operasyonların etkili olmasında önemli bir rol oynamıştır. Sürekli geri çekilen, toplumsal mücadeleyi büyütmeyen ve rejimin çizdiği sınırların dışına çıkmayan bir muhalefet anlayışı, AKP’nin kurduğu psikolojik zemini güçlendirmiştir.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun en son büyük hatası, Erdoğan-Özel ikilisinin özenle hazırlamış olduğu « Mutlak Butlan Tezgahı »na düşmesi olmuştur. AKP rejimi bir yandan Ekrem İmamoğlu’nu yargı üzerinden devre dışı bırakırken, öte yandan da Mutlak Butlan Tezgahı ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun AKP rejimi ile ilişkilenmesini ve böylece CHP tabanında ve kamuoyunda siyasi olarak teşhir olmasını sağlayarak, AKP’nin ajanı olan Özgür Özel’in siyasi olarak güçlenmesini sağlamaktır.

Şaibeli CHP Kurultayı ile CHP genel başkanlığının Özgür Özel’e verilmesi siyasi olarak yeterli olmamaktadır ama genel olarak CHP tabanının da Özgür Özel’in siyasi nüfuzu altına geçmesi gerekmektedir ve bu noktada da AKP rejiminin psikolojik savaş mekanizması tamamen Özgür Özel için çalışmaktadır.  

AKP uzun zamandır devletin bütün imkanlarını kullanarak seçim sandığının etrafını kuşatmış durumdadır. Türkiye’de seçimler giderek göstermelik seçimlere dönüşmüştür. Özellikle seçmen kütükleri ile nüfus kayıtları arasındaki ilişkinin denetlenemez hale getirilmesi, seçim güvenliğini ortadan kaldırmıştır. Bu alan bilinçli biçimde karanlık bırakılmış ve denetim dışına çıkarılmıştır. Böylece seçim manipülasyonlarının önü açılmıştır.

Geçmiş seçimlerin detaylı analizleri incelendiğinde, büyük ölçekli oy kaydırmalarının ve seçim mühendisliklerinin varlığına dair ciddi kuşkular ortaya çıkmaktadır. AKP’nin oluşturduğu “sahte seçmen havuzu” sayesinde seçim sonuçlarını belirli oranlarda değiştirebildiği iddiası artık geniş kesimler tarafından tartışılmaktadır. Rejim, devletin bütün teknik ve idari olanaklarını seçim süreçlerine müdahale etmek için kullanabilecek bir yapıya kavuşmuştur.

Böyle bir sistem kurulduktan sonra AKP’nin sandıkta yenilmesi fiilen imkansız hale gelmektedir. İşte tam da bu nedenle bugün AKP’nin temel hedefi, önceden belirlenmiş ve manipüle edilmiş seçim sonuçlarını kabul edecek bir muhalefet liderliği oluşturmaktır. Aynı zamanda muhalefetin parçalı, dağınık ve yönsüz bir yapıya sürüklenmesi istenmektedir. Çünkü dağınık bir muhalefet, seçimlerdeki şaibeleri sistematik bir mücadeleye dönüştüremez ve rejimin meşruiyetini fiilen yeniden üretir.

2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri bu açıdan kritik bir örnektir. Toplumdaki büyük ekonomik kriz, yoksulluk ve siyasal çürüme düşünüldüğünde Erdoğan’ın seçimleri kaybetmesi gerektiği çok açıktı. Buna rağmen seçim sistemi ve siyasi mühendislik mekanizmaları devreye sokularak seçim ikinci tura bırakılmış ve Erdoğan lehine bir meşruiyet görüntüsü oluşturulmuştur. Böylece hem iç kamuoyuna hem de dış dünyaya “demokratik seçim” görüntüsü verilmek istenmiştir.

CHP kurultayı da bu genel planın dışında değerlendirilmemelidir. Özgür Özel’in CHP genel başkanı olması, yalnızca doğal bir parti içi değişim süreci olarak ele alınamaz. Özellikle Ekrem İmamoğlu ile kurduğu ittifak sayesinde parti yönetimi ele geçirilmiş, ardından İmamoğlu’nun yargı süreçleriyle tasfiye edilmesi Özgür Özel’in önünü tamamen açmıştır. Bu süreçte rejimin doğrudan ya da dolaylı müdahaleleri olmadan böylesine kontrollü bir siyasi tablo oluşması mümkün değildir.

Yerel seçimlerden itibaren Özgür Özel’in medya ve siyaset alanında sistemli biçimde parlatılması da dikkat çekicidir. Rejim tarafından önü açılmış, belirli ölçüde güçlendirilmiş ve “umut veren muhalefet lideri” görüntüsü yaratılmıştır. Oysa geçmişte savunduğu “AKP ile normalleşme” siyaseti bile, iktidarla kurulmuş gizli bir uzlaşmanın işaretlerini taşımaktadır. Çünkü gerçek bir rejim karşıtı çizgi, normalleşme adı altında AKP ile yeni dengeler kurmaya çalışmaz.

Erdoğan açısından bugün temel mesele, CHP’yi tamamen tasfiye etmek değil; onu rejimin sınırları içinde tutacak kontrollü bir yapıya dönüştürmektir. Bu nedenle Özgür Özel’in başında olduğu bir CHP modeli hem iç hem dış kamuoyu açısından rejime meşruiyet sağlayacak bir araç olarak düşünülmektedir. Böylece seçimlerde belirli ölçüde güçlendirilmiş ama sistemin dışına çıkmayan bir “ikinci parti” modeli oluşturulacaktır. Bu yapı, kriz dönemlerinde rejime siyasal denge sağlayacak bir dingil işlevi görecektir.

Ama bu plan başka bir şekilde de işletilebilir. CHP kurumsal olarak teşhir olmuş bir Kemal Kılıçdaroğlu’nda bırakılarak, Özgür Özel’in yeni bir parti kurarak ve siyasi olarak CHP’nin tabanını kendisine bağlaması şeklinde de bu plan işletilebilir. Bugün Erdoğan-Özel ikilisinin temel sorunu, CHP’nin Ekrem İmamoğlu ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun etkisi altındaki kitlenin nasıl Özgür Özel etrafında toplanacağı ve buradan da nasıl AKP rejimine yamanarak rejimin ömrünü uzatacağıdır. Bugün CHP eksenli yaşanan psikolojik savaşın özü budur.

 CHP yönetiminin Özgür Özel aracılığıyla ele geçirilmesi yeterli değildi. CHP tabanının da psikolojik operasyonlar aracılığıyla aynı çizgi etrafında konsolide edilmesi gerekmektedir. İşte “mutlak butlan” tartışmaları tam da bu noktada devreye sokulmuştur. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasal yetersizlikleri ve hataları kullanılarak kamuoyunda farklı bir algı yaratılmış, Kılıçdaroğlu adeta AKP işbirlikçisi gibi gösterilmiş ve böylece Özgür Özel “halk kahramanı” haline getirilmiştir.

AKP’nin CHP ve Özgür Özel psikolojik operasyonu, Ergenekon Komplosu ile 15 Temmuz Komplosu’nun farklı bir versiyonudur. Aynı strateji ve taktikler farklı bir biçimde uygulanmıştır/uygulanmaktadır. Bu iki komploda da AKP kendisine karşı « sahte bir kalkışma »yı gizli bir biçimde organize etmiş ve sanki kendisinden bağımsızmış gibi bir görüntü oluşturmuş ve de böylece önce kendisini mağdur pozisyonuna sokmuş, sonra da bu « sahte kalkışmaları » ezerek, kendi darbelerine meşruiyet zırhı geçirmiştir. Bugünkü CHP operasyonunda ise AKP, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kişisel (intikam duygusu) ve siyasi (AKP rejiminin siyasi hareket tarzını okuyamama) yetersizliklerini kullanarak, onu Mutlak Butlan Tezgahı ile AKP rejimi ile ilişkili hale getirerek, gizli bir şekilde desteklediği ve önünü açtığı Özgür Özel’i önce mağdur haline getirip, sonrasında da  siyasi olarak güçlendirmek istemektedir.Olayların bu yönde olacağını çok kısa zamanda göreceğiz.

Ama Erdoğan-Özel gizli tezgahında gözden ırak tutulmaması gereken bir nokta yine bulunmaktadır. Erdoğan’ın müttefikleri noktasında sicili oldukça kötüdür ve işi bittiği zaman da siyasi ortaklarını sattığı sık görülmüştür. Şöyle bir sorunun sorulması meşrudur : Erdoğan Özel’i arkadan hançerleyebilir mi ? Başka bir ifade ile onunla yaptığı anlaşmaya sadık kalmayarak, onu yarı yolda terkedebilir mi ?

Özgür Özel aracılığıyla CHP’yi parça parça eden bir Erdoğan, seçim sistemindeki hile gücüne dayanarak Özgür Özel’i yarı yolda bırakması da mümkündür. Sonuçta Erdoğan’ın istediği, seçim hilesine uygun bir siyasi manzaranın ortaya çıkmasıdır, ki şu anki politik manzara buna uygundur. Ama iç ve dış risklerin politik kesişmesi, Özgür Özel’in başında bulunduğu bir siyasi hareketin AKP rejimine yamanmasını daha mantıklı hale getirmektedir. Boşta bırakılacak bir CHP ya da Özgür Özel politik gücünün zamanla MHP, DEM, Ekrem İmamoğlu ile büyük bir politik blok kurması mümkündür. Erdoğan bu tehditi bertaraf etmek için, Özgür Özel’i koalisyon aracılığıyla kendi rejimine monte edecektir. Bu siyasi seçenek onun için daha mantıklıdır.

Son dönemlerde Özgür Özel eksenli ortaya çıkan birçok şaibeli durum yaşanmıştır ve bunların üzerinden öyle atlanıp geçilemez. Bunlardan en önemlisi, CHP tarihinde bir ilk olan MİT Başkanı ile Özgür Özel’in baş başa yapmış olduğu bir buçuk saatlik görüşmedir. Hiçbir zabıtın tutulmadığı ve üçüncü bir kişinin olmadığı bu görüşme, skandal ötesi bir durumdur. Bir diğer göze batan durum ya da durumlar ise son dönemlerde CHP belediyeleriyle ilgili davalardaki yolsuzluk dosyalarında adının sıkça geçmesi ve yine yasak aşklarıdır. MİT tarafından yakından izlendiği bilinen CHP genel başkanı çok rahat bir şekilde yolsuzluk işlerine bulaşabilmekte ve yasak aşk ilişkilerine girebilmektedir. İnsan Özgür Özel’in « bu rahatlığı »nın kaynağını sormadan edemiyor ! Bu gerçek üstü bir durumdur ! Özgür Özel’in bu rahatlığının kaynağı sadece AKP ile kurulan gizli bir anlaşmanın ürünü olabilir.

Bugün gerçekte CHP eksenli yaşanan şey, rejimin kontrollü bir muhalefet inşa etme operasyonudur. Yakın dönemde Özgür Özel’in rejimin imkanlarıyla belirli seçim başarıları elde etmesi ve bunun üzerinden AKP rejimine monte edilmiş yeni bir siyasal denge kurulması şaşırtıcı olmayacaktır. Çünkü bugün Türkiye’de yaşanan süreçler yalnızca açık siyasi mücadelelerle değil, aynı zamanda yoğun psikolojik savaş yöntemleriyle de şekillenmektedir.

Bu nedenle bütün devrimci, demokratik ve ilerici kesimlerin Erdoğan-Özel eksenli bu siyasal tezgaha karşı son derece dikkatli olması gerekmektedir. Olayları yüzeysel okumak, günlük siyasi tartışmaların içine sıkışmak ve psikolojik operasyonların yarattığı algılarla hareket etmek büyük bir siyasal körlüğe yol açacaktır. Türkiye’de yaşanan süreçlerin arkasındaki gerçek güç ilişkilerini, devlet imkanlarını, medya manipülasyonlarını ve seçim mühendisliklerini birlikte değerlendirmek artık tarihsel bir zorunluluk haline gelmiştir.

Kahrolsun AKP’nin psikolojik savaş taktikleri!
Kahrolsun Erdoğan-Özel ikilisinin Mutlak Butlan tezgahı !
Faşizme ölüm halka hürriyet, yaşasın demokratik cumhuriyet!

DEMOKRATİK HALK HAREKETİ