DİKTATÖR MÜSVEDDESİ YIKILIRKEN YIKIYOR!
13 Kasım 2022 tarihinde İstanbul Taksim’de yapılan katliam ertesinde “Erdoğan’ın Ölüm Makinası Devreye Girdi” diye başlık atmıştım bir yazıma. Ve ardından durumu izah eden başka bir yazıma “En Büyük Terör Örgütü Devlettir” başlığını kullanmıştım. Sadece başlıklar bile mevcut durumu izah etmeye yeterlidir diye düşünüyorum.
DİKTATÖR MÜSVEDDESİ YIKILIRKEN YIKIYOR!
Mehmet GÜZEL
13 Kasım 2022 tarihinde İstanbul Taksim’de yapılan katliam ertesinde “Erdoğan’ın Ölüm Makinası Devreye Girdi” diye başlık atmıştım bir yazıma. Ve ardından durumu izah eden başka bir yazıma “En Büyük Terör Örgütü Devlettir” başlığını kullanmıştım. Sadece başlıklar bile mevcut durumu izah etmeye yeterlidir diye düşünüyorum.
Şimdi de Suriye’nin kuzeyinde Kürt halkına karşı dünden bu yana yoğun bir hava saldırısı başlatılmış durumdadır.
Her şey daha önceden ön görüldüğü gibi cereyan ediyor. 2023 seçimlerine doğru giderken iktidarı kaybetmekte olduğunu gören AKP faşizminin, iktidarını korumak için her şeyi ama her şeyi yapacağı biliniyordu. Ön görü sahibi olan bütün muhalif analizciler iki yıla yakın zamandır bu gerçeği bangır bangır bağırıyorlar. Ben de naçizane defalarca yazdım: Diktatör Müsveddesi ya ülkeyi ateşe atarak iktidarda kalmaya çalışacak, ya da giderken ülkeyi ateşe atarak batıracak! Her halükarda ülkeyi ve halklarımızı çok büyük zorluklar bekliyor.
Düğmeye basılmış durumdadır.
Önce ülkenin kalbinde, Taksim’de bir sivil katliamı yaptırıldı. En büyük terör örgütü olan TC devleti, kendi emri altında tuttuğu ve yıllardır kendi hizmetinde kullandığı Suriye’nin kuzeyindeki teröristlere kitle katliamı yaptırdı. Ardından bu eylemi akıl almaz zorlamalarla Kürtlerin sırtına yıkmaya çalıştı. Gözü ve aklı olup da bunları kullanmayı bilen her insan gerçeği görüyor. Ama iktidar açısından bunun önemi yok. İktidar, elinin altındaki medya gücüyle topluma karşı bir algı yaratma çabası içerisindedir. Bu iktidar algı sayesinde ayakta kalıyor. Şimdi de bütün gücüyle bu çabayı sürdürmeye devam ediyor. Algı operasyonlarıyla toplumu esaret altında tutmaya ve kitle tabanını yönlendirmeye çalışıyor.
Bu algı operasyonu çerçevesinde tarihin her döneminde olduğu gibi şimdi de dini ve milliyetçiliği kullanıyor. Din ve Milliyetçilik, her zaman ve her dönemde alıcısı olan birer pazarlama malıdır. Her zaman açıkça bu yöntemler kullanıldığı halde tekrar kullanıldığı zaman işe yarayan yöntemlerdir. 7 Haziran 2015 seçimlerinde tek başına iktidar olmayı kaybeden AKP sultası, ülke çapında IŞİD’e yaptırdığı kitle katliamları (Suruç ve Ankara Gar katliamları, HDP mitingine bombalı saldırı) ve Kürt illerine yapılan topyekün imha operasyonları (Sur -Cizre) ile toplumun milliyetçilik damarlarını kabartmış ve 5 ay içinde AKP, oylarını dokuz puan arttırarak yeniden tek başına iktidar olabilecek bir düzeye çıkartmıştı.
Bu yöntemler deşifre olmuş ve eskimiş yöntemlerdir. Ama yine de iktidar açısından hâlâ kullanılmaya müsait yöntemlerdir. Çünkü Din ve Milliyetçilik olgusu karşısında her şey ve herkes sus pus oluyor. Bu iki etkili husus karşısında sistem dahilindeki bütün siyasi partiler ve sistemin etkisi altındaki kitleler selama duruyor. Bu oyunun iç yüzünü sistem içi muhalif partiler dahi kitleler nezdinde destek yitirme kaygısı ile bu iki etkili olgu karşısında tavır almaktan imtina ediyorlar. Dolayısıyla AKP sultası Din ve Milliyetçilik olgularını her dönemde üzerinde tepine tepine kullanıyor. Hatta bu iki olguda sistem dahilindeki muhalif partileri de arkasında sıraya dizebiliyor!
Emrinin altındaki cihatçı teröristlere İstanbul’un göbeğinde sivil katliam yaptıracaksınız, ardından bir çocuğu bile ikna edemeyecek hikayelerle bu eylemi Kürtlerin sırtına yıkacaksınız, sonra da Kürtlere karşı topyekûn bir imha saldırısına gireceksiniz! Bunu yaparken en acımasız yöntemlerle binlerce insanın canını alacaksınız!
Bu senaryolar devreye sokulurken iktidar kendi istihbarat kurumları eliyle okullara ve sivil yerleşim alanlarına provokasyon amaçlı saldırılar yaptırıp sınır ötesi saldırganlığına meşruiyet kılıfları hazırlamaktadır. Adına “Zeytin Dalı” ve “Barış Pınarı” dedikleri işgal harekatları esnasında da aynı taktikleri uygulamıştı. Suriye’nin kuzeyinden Kilis’e yönelik sivil alanlara cihatçı teröristlerin kontrolü altındaki bölgelerden havan saldırıları yapılmış ve bu saldırılar işgale bahane olarak kullanılmıştı. Bu kadar ucuz ve basit oyunlar aynıyla yeniden uygulamaya sokuluyor. Ülkemiz ve bölgemiz yeniden bir ateş çemberinin içine atılıyor. Yine yüzlerce, belki de binlerce cana mal olacak bir girdabın içine giriliyor. İktidar acımasızca sivil katliamları yapıyor ve yaptığı bu cinayetleri ahlaksızca kullanıp daha büyük katliamlara meşruiyet malzemesi yapıyor. Bu konuda Osmanlı’nın oyunları bitmez tükenmez boyuttadır. “Osmanlı oyunları” “Bizans oyunlarını” fersah fersah geçer. Seyit Rıza’ya “ben sizin oyunlarınızla baş edemedim, bu bana dert oldu” cümlesini dedirten gerçeklik, işte budur; Osmanlı’dan miras alınan ahlaksızlık ve riyakarlıktır.
Bütün bunlar beklenen şeylerdi. Henüz olabileceklerin başlangıç aşamasındayız. Kaos büyüyerek sürdürülecek. AKP sultası ve Diktatör Müsveddesi, dünya kutuplaşmasında kutuplar arasındaki çelişkileri ve dengeleri kullanarak kendine yaşam alanı yaratmaya çalışıyor.
Yaratılmakta olan bu ölüm girdabında toplumun bütün muhalif kurum ve şahsiyetlerine yönelik çok ciddi saldırıların olacağı kuşku götürmez bir beklenti olmalıdır. Bu saldırılara karşı direnişe hazır olunmalıdır. Yılmadan, yıkılmadan toplumun bütün muhalif güçleri direnişe kilitlenmelidir.
Diktatör Müsveddesi ve AKP sultasının bütün bu saldırganlıklarının nedeni, yenilgiye mahkum oldukları gerçeğidir. Bütün çırpınışları bundandır. Her adımları, her kararları, her sözleri ve her uygulamaları diktatörlüklerini sürdürebilmek içindir.
Onlar yakalamış oldukları iktidarı ne pahasına olursa olsun terk etmek istemiyorlar. Bizler de yakalamış olduğumuz, onları iktidardan uzaklaştırma imkanını kaçırmamak zorundayız. Elimizdeki her olanakla onların iç yüzlerini sergilemeye, sisteme karşı muhalefeti diri tutmaya ve bunu geliştirmeye, muhalif her güçle ittifak ve güç birliğini ilerletmeye çalışmalıyız.
