Hollanda seçimleri: Partiler emekçilere hitap etmiyor, ülke sağa kayıyor

Hollanda’da seçim sonuçları soldaki erozyonun sürdüğünü ve parlamenter siyaset zemininin giderek sağa kaydığını gösterdi. Pandemi döneminde aşırı sağın etkin bir şekilde yer aldığı şiddetli protesto gösterileri yaşanmış, sağlık sisteminin ve emekçilerin yaşadığı zorluklara rağmen sol etkili bir varlık göstermemişti

Hollanda seçimleri: Partiler emekçilere hitap etmiyor, ülke sağa kayıyor

Hollanda 150 sandalyeli parlamento için seçimlere gitti. 37 irili ufaklı politik parti ve oluşumun katıldığı seçimler, sakin bir şekilde gerçekleştirildi. Seçimler, pandemi koşullarından dolayı üç güne yayılarak 15-16-17 Mart tarihlerinde yapıldı. Seçmenlerin %82,6’sı 17 Mart 2021 günü sandık başına gitti. Geçen yıllara göre en yüksek katılım sağlandı. Sürpriz biçimde sonuçlanan, birçok parti ve kurumu hayal kırıklığına uğratan seçimler, bazı partiler için de beklenmedik bir başarıyla şaşkınlık yarattı.

Birinci parti değişmedi

Merkez sağcı VVD (Halk için Özgürlük ve Demokrasi Partisi) seçimlerden başarılı çıkan partilerden oldu. Hollanda’da 2 dönemdir birinci parti olan VVD, oylarını arttırarak yeniden birinci parti olmayı başardı. Böylece VVD’nin sandalye sayısı 33’ten 35’e çıkmış oldu. Seçim kampanyasını kişisel burjuva mütevaziliğiyle yürüten Başbakan Mark Rutte, oylarını artırarak yeni koalisyon için kolları sıvadı.

D66’nın başarısı

Sosyal liberal D66 (Demokrat 66) Partisi, 60’ların ortasında dünyada esen gençlik hareketinden etkilenen ve o kuşaktan gelen Hans van Mierlo tarafından kurulmuş. Kendini sol ve sosyal demokrat olarak değerlendiren parti, bu seçim döneminde en başarılı sonuca ulaşan partilerden biri oldu. Güncel sorunlar ve bu sorunların çözümüne dönük bir kampanya yürüten Sigrid Kaag, girdiği bütün politik tartışmalarda başarılı üslubu ve mütevaziliğiyle ilgileri üzerine çekti. Kaag,televizyondaki seçim kampanyası süresince yürütülen tartışma ve temalarda ciddi bir kitlenin dikkatini çekti. Sonuç olarak seçimlerde, sandalye sayısını 19 sandalyeden 23 sandalyeye çıkararak, seçimin kazanan partilerinden olmayı başardı.

Irkçı PVV oy kaybetti, kardeş partisi kazandı

Irkçı söylemleriyle bilinen PVV’nin (Hollanda Milliyetçiliği) lideri Geert Wilders,seçim döneminde ve öncesinde oldukça provokatif bir politika izledi. Wilders,koronavirüs uygulamalarına karşı yapılan sokak eylemlerini tetikleyen bir çalışma yürüttü. İslam karşıtlığı, göçmen karşıtlığı gibi konuları kendine propaganda malzemesi olarak kullandı. Parti politikası, yıllardır bu tür bir temel üzerine kurulmuştu. PVV, önceki yıllara göre daha az itibar gören bu politikalarla, 20 sandalyeden 17 sandalyeye düştü. Seçim sonuçlarından çıkan yenilgiyi kabul etti. İkinci parti konumundan (yani muhalefet partisi konumundan) üçüncü parti konumuna düştü. Wilders, hükümette değil muhalefette kalmayı sürdüreceklerini ifade etti ve kararı grubu ile alacaklarını açıkladı. PVV’nin benzer kardeş partisi, sandalye sayısını 2’den 8’e çıkardı. Bu durum gösteriyor ki ırkçılık sorunu, toplumun önünde ciddi bir sorun olarak duruyor.

GL de kaybedenlerden

GL Partisi (Yeşil Sol), ciddi oy kaybına uğrayan partilerden biri. Parti, seçim öncesi ve seçim döneminde yürütülen kampanyalarda, televizyon tartışmalarında yer almaya önem verdi. Bir dönem sürekli yükseliş gösteren ve her seçimde oylarını arttıran GL, bu seçimlerde mağlubiyet yaşayan partilerden biri oldu. Değerlendirmelerinde, sürekli oylarını yükselten bir parti olduğu için bu sonucu beklemediklerini ifade eden parti yetkilileri, seçmenin iradesine saygı duyduklarını açıkladı. GL Partisi, 14 sandalyeden 6’sını kaybederek 8 sandalyeye sahip oldu.

CDA da kaybetti

Hıristiyan Demokrat Partisi de bu seçimlerde iddialı bir kampanya yürüttü. İktidar ortağı olmanın verdiği olanakları da kullanarak etkili bir çalışma yürüten CDA, buna rağmen oy kaybı yaşadı. Bir dönemin birinci partisi olan CDA, sahip olduğu 19 sandalyeden 4’ünü kaybederek 15 sandalyeye sahip oldu. CDA seçim kampanyasında ve televizyon tartışmalarında, VVD’nin ve Mark Rutte’ningölgesinde kalmış gibi görünüyor.

SP de oy kaybı yaşayanlardan

Sosyalist Parti, bu seçimlerde ciddi bir oy kaybı yaşayarak 5 sandalye kaybetti. Babasından devraldığı parti başkanlığını yürüten Lilian Marijnissen, seçim sonrası beklediği sonucu alamadı. Marijnissen, aktif ve sempatik kişiliği ile kitlelerle iyi ilişkiler kurmasına rağmen, seçimlerde bu başarısını oya dönüştüremediğini görüyoruz. SP’nin sandalye sayısı 14’ten 9’a düşmüş oldu. Marijnissen yaptığı açıklamada, seçim sonuçlarını parti olarak değerlendireceklerini ve ileriye dönük çalışmalarını sürdüreceklerini açıkladı.

PvdA, 9 sandalyeyle yerini korudu

Hollanda’nın eski ve belli dönemler ülkeyi yöneten partisi olan İşçi Partisi (PvdA), oylarını korudu. Parti, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulmuş ve işçi vurgusunu çokça kullanan bir partidir. Partinin bir dönem, Hollanda’da işçi hareketi içinde ciddi bir yeri olmuştur. Aynı zamanda bir dönem Hollanda’da kendini solun temsilcisi olarak gören partiydi. Son yıllarda oy kaybına uğrayan parti iktidardan ve ana muhalefetten düşerek siyaset yaşamını sürdürüyor. Bu seçimlerde yerini korusa da ülkenin tarihsel partisi tarih olacak gibi görülüyor.

CU Parti de sandalye sayısını korudu…

Hıristiyan Birlik olarak kendini tanımlayan bu parti, büyük bir parti olmasa da zaman zaman parlamentodaki çıkışlarıyla gündem yaratan bir konumda. Deyim uygunsa kilit parti durumunda olduğu söylenebilir. Çünkü bazen hükümet kurmada aritmetik olarak ihtiyaç duyulan bir parti haline gelmektedir. CU, 5 sandalye ile parlamentoda temsil ediliyor.

PvdD de yerini korudu

Hayvanlar için Parti de ciddi bir seçim kampanyası yürüttü. Katıldığı bütün platformlarda ve kendi mecrasında ilgiyi üzerine çekmeyi başardı. Tartışmalarıyla toplumda ciddi bir sempati toplayarak kampanyayı başarılı bir şekilde bitirdi. Sandalye sayısını 5’ten 6’ya yükselterek parlamentodaki yerini aldı.

Diğer partiler: 23 sandalye

Emekli hakları savunucusu 50+ partisi 4 sandalye kaybederek 1 sandalyeyle parlamentodaki yerini aldı. Oy kaybının ardında, son dönemde parti içindeki program tartışmaları ve kopuşlar var. Siyasi Reform Partisi (SGP) 3 sandalye ile parlamentodaki yerini aldı. İslamcı DENK partisi de 3 sandalye alarak yerini korudu. Aşırı sağ FvD de oylarını artıran partilerden oldu. Demokrasi için Forum Partisi de oylarını ciddi bir şekilde artırarak, sandalye sayısını 2’den 8’e yükseltti. Sağcı ve gerici propagandalarıyla pandemi sürecindeki sokak eylemlerinde sesini duyuran, PVV ve DENK gibi işçi emekçi düşmanı partilerden biri. Bij1 (Bir’in yanında), 1 sandalye ile kendine yer edindi. JA21 (Evet 21) de 3 sandalye ile kendine yer buldu. Volt oluşumu da 3 sandalye aldı. BBB (Köylü Halk Hareketi) partisi de 1 sandalye çıkararak kendine yer edindi. Diğer parti ve oluşumlar sandalye çıkarma şansını bulamadılar.

Seçim sonuçları toplamda, kısmi de olsa solun oylarının sağa kaydığını gösteriyor.

Geride kalan seçim ve gelecek umutları

Hollanda kendi koşullarında burjuva demokrasisini iyi işleten ülkelerden biri. 17,5 milyon nüfusuyla her şeyin iyi planlandığı ve organize edildiği bir Avrupa Birliği ülkesi. Yapılan planlanma tabiî ki kapitalist sistem sınırları içinde ve onu korumaya dönüktür. Ülke, bazı olumsuzluklara rağmen burjuva kültürünü kendine mihenk taşı olarak seçmiş ve politikada ona uygun davranan bir ülkedir.

Öte yandan genel olarak partiler seçim öncesi vaatleriyle yarattıkları beklentiyi karşılamaktan uzak. Seçim kaybedenleri bunu daha rahat söylüyor. Halkın beklentilerine yanıt vermenin kapitalist sistem içerisinde mümkün olmadığını biliyoruz. Bunun mümkün olmaması bu sistemin doğası ile ilgilidir. Doğrusu politikacıların kendileri de bunu dile getiriyor. Söz verip söylediklerine uygun hareket etmeyen ve siyasi olarak birbirine yakın partiler arasında sürekli bir oy kayışı yaşanıyor. Bu durum seçmen nezdinde bir arayış anlamına geliyor.

Ya devrimci çıkış ya da boş bekleyiş

Bir tek parti bile, işçi ve emekçilerin sorunlarına yönelik çözüm önerisi sunmadı ve bu sorunları dile getirmedi. Bugün dünya gündemini işgal eden koronavirüs pandemisinden kaynaklı sağlık sisteminde son bir yıldır çöküş yaşanıyor. Bu konuda hiçbir politikacı, samimi bir şekilde, sistemi karşısına alarak emekçiler lehine bir çözüm önerme cesaretini kendinde bulamamıştır. Görünen o ki gelecekte de bulamayacak! Çünkü bu sistemin işçi ve emekçilere vaat edebilecek hiçbir şeyi yoktur. Biz işçilerin mevcut sistem içerisinde mücadele ile kazanılmış birtakım haklarımız var. Bu sistem, kazanımlarımızı budayarak bizi sosyal haklardan mahrum bırakma amacındadır. Bundan 20 yıl önceki siyasal, ekonomik ve sosyal haklarımızla şimdiki haklarımız arasında dağlar kadar fark olduğunu görüyoruz. Kazanılmış haklarımızı tek tek budayarak bizi bugünlere getiren bu sistemdir. Bugün biz işçi ve emekçilerin mücadelesinin yanında olan politik bir parti olmadığı için, düzenin sağ ve sol partileri “tatlı” sözlerle oylarımızı alıyorlar. Bunu tersine çevirecek yegâne güç, işçi sınıfının mücadelesidir. Ya işçi sınıfı tarih sahnesine çıkacak ya da bu sömürü düzeni her gün yeni saldırılarla devam edecektir. Başka arayış ve beklentiler boşunadır.


Ali Solmaz: FNV-DAF İşyeri İşçi Temsilcisi, 19-03-2021, Eindhoven, Hollanda