Rejime Direnen CHP ve “Oyun İçinde Oyun”
CHP içinde alttan alta süren en kritik çatışma, Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu arasındadır. İmamoğlu’nun yükselişi, Özel’in liderliğini sürekli baskı altında tutmaktadır. Ancak AKP’nin İmamoğlu’nu hedef alan hamleleri, bu çekişmenin açık bir kriz olarak ortaya çıkmasını engellemektedir. Bugün CHP’nin rejime karşı sergilediği direnç, aslında Özgür Özel’den değil, İmamoğlu ve onun arkasında duran devrimci, demokratik kitlelerden kaynaklanmaktadır. Özel, bu tabanın tepkisini üzerine çekmemek için iktidara muhalif bir duruş sergiliyormuş gibi yapmaktadır. Gerçekte ise, Erdoğan’la gizli ilişkisini koruyarak partiyi denetim altında tutma çabası içindedir.
Rejime Direnen CHP ve “Oyun İçinde Oyun”
Kemal Erdem
Türkiye siyasetinde CHP, muhalefetin omurgasını oluşturmaya devam ediyor. Ancak CHP’nin bugünkü iç dengeleri yalnızca muhalefet–iktidar mücadelesinin değil, aynı zamanda parti içindeki iktidar savaşlarının da sahnesi haline gelmiştir. Özellikle Özgür Özel’in parti liderliğine gelmesiyle birlikte, CHP’nin iç politikası yeni bir boyut kazanmıştır.
Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gizli bir mutabakat içerisinde olduğu iddiası giderek güçlenmektedir. Özel, görünürde AKP ve Erdoğan’a karşı “sert” bir muhalif söylem geliştirse de, perde arkasında iktidarla gizli bir ilişki içinde olması zamanla bu “sert muhalifliğin” gazının alınması ile sonuçlanacaktır.
CHP’nin asıl direniş hattı ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu etrafında şekillenmektedir. İmamoğlu’nun potansiyel cumhurbaşkanı adayı olarak yükselmesi, AKP’nin onu tasfiye etme hamlelerini beraberinde getirmiştir. Cumhurbaşkanlığı adaylığının çıkmaza sokulması, belediye başkanlarına dönük operasyonlar ve tutuklamalar bu sürecin parçalarıdır. Böylece iktidar, İmamoğlu’nun etrafında toplanan demokratik enerjiyi bastırmak istemektedir.
CHP içinde alttan alta süren en kritik çatışma, Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu arasındadır. İmamoğlu’nun yükselişi, Özel’in liderliğini sürekli baskı altında tutmaktadır. Ancak AKP’nin İmamoğlu’nu hedef alan hamleleri, bu çekişmenin açık bir kriz olarak ortaya çıkmasını engellemektedir.
Bugün CHP’nin rejime karşı sergilediği direnç, aslında Özgür Özel’den değil, İmamoğlu ve onun arkasında duran devrimci, demokratik kitlelerden kaynaklanmaktadır. Özel, bu tabanın tepkisini üzerine çekmemek için iktidara muhalif bir duruş sergiliyormuş gibi yapmaktadır. Gerçekte ise, Erdoğan’la gizli ilişkisini koruyarak partiyi denetim altında tutma çabası içindedir.
Bahsedilen tablo, bir “oyun içinde oyun”dur. Özel, kendisini Erdoğan’a yakınlaştırırken, aynı anda taban karşısında muhalefet rolü oynamaktadır. İmamoğlu ve ona destek veren kitleler ise CHP’nin rejime karşı duran yüzünü temsil etmektedir. Böylece CHP, hem iktidara karşı direnen hem de iktidarla örtük ilişkiler sürdüren çifte bir kimliğe bürünmüştür.
CHP’nin geleceği, bu ikili hattın çatışmasıyla belirlenecektir. Bir tarafta Erdoğan ile gizli işbirliği yürüten Özgür Özel çizgisi, diğer tarafta rejime karşı direnen İmamoğlu ve demokratik taban vardır. Bu çatışma çözülmeden, CHP’nin muhalefet kimliği netleşmeyecektir.
İşte biz bugün AKP’ye karşı direnen CHP’nin bu Ekrem İmamoğlu kanadının ve onun etrafında motive olan kitlenin mücadelesini destekliyoruz. Özgür Özel mecburiyetten dolayı yani teşhir olmamak için bu kitlenin peşine takılmak zorunda kalmış ama ilk fırsatta bu mücadeleyi yine bir “normalleşme” politikasıyla frenleyeceğinden şüphe yoktur. Ona karşı tetikte ve dikkatli olmak temel politik görevler arasındadır.
Eğer Erdoğan CHP içinde Özgür Özel ile gizli bir işbirliği geliştirmemiş olsaydı, bu kadar kapsamlı bir CHP operasyonunu yargı aracılığıyla yapamazdı. Çünkü bu durumda parti blok olarak MHP ve DEM ile birlikte hareket etmeye doğru itilmiş olurdu ki, bu da Trump’ın ona vuracağı darbe sırasında sonu olurdu. Bugün rejimin bu kapsamlı CHP operasyonlarını kolaylaştıran durum, Özel’in Erdoğan ile gizli ilişkisidir. Bu ilişki Erdoğan’a CHP üzerine giderken, CHP’nin AKP karşısında bir cepheye dahil olmayacağı garantisi verdiği için, rejim bu kadar pervasız hareket etmektedir.
Hiç kuşkusuz bir gün olaylar açığa çıkacaktır ama o gün Türkiye için geç kalınmış bir gün olabilir!
