Sosyal bir Hollanda icin, mücadeleye !

'Sosyal bir Hollanda!' talebiyle eylemler organize ediliyor. Hollanda yeterince sosyal değil mi?

Mayıs 14, 2021 - 00:48
Güncellendi: 5 yıllar önce
109
Sosyal bir Hollanda icin, mücadeleye !

Kasım 2018 de yapılan bir roportajdır. İlgili site de yazının uzunluğundan dolayı tümü yayınlanmamıştı. O tarihte söylenen herşey bugün daha iyi anlaşılıyor. Yani dünün öngörüsü  bugünü net gösteriyor. Yazının tümünü burda iki bölüm halinde yayınlamayı uygun görüyorum…..

A.Solmaz

FNV-DAF İşyeri İşçi Temsilcisi

13 Mayıs 2021,Eındhoven/Hollanda

 

  1. Bölüm

Hollanda

Sosyal bir Hollanda icin, mücadeleye !   

  1. 'Sosyal bir Hollanda!' talebiyle eylemler organize ediliyor. Hollanda yeterince sosyal değil mi?

AS, Kapitalist refahın ve ‘‘Sosyal devlet‘‘in kalesi olan Avrupa‘da refah ve ‘‘Sosyal devlet‘‘ hemen hemen tarih oldu. Muazzam zenginliğin biriktiği bu bu en zengin ülkelerde  yoksulluk ve işsizlik milyonların korkulu rüyası haline gelmiş bulunuyor.‘‘Sosyal devlet‘‘ in  onyıllarca yıllık zorlu mücadeleyle yaratılmış sosyal yönü bütün ülkelerde sistematik bir saldırı altındadır ve sürekli olarak tırpanlanmaktadır. Siyasal yaşam ise sürekli bir bunalım ve kokuşmuşluk içindedir. Yoksulluğu ve işsizliği yükselen ırkçılık tamamlamaktadır.

Bunların hemen tümü Hollanda için de geçerlidir. Sosyal devlete elveda denilen ülkelerden biridir Hollanda.

Bu ülkede yoksulluk sınırı altında yaşamlarını sürdürenlerin sayısının 2017‘de 1 milyon 100 bin  kişi olduğu söyleniyor. Yoksulluk raporuna göre, çocuklarda yoksulluk ve sosyal dışlanma riski son yıllarda yüzde 1,5 artarak yüzde 17’ye yükseldi. Toplam 604 bin çocuk yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Uzmanlar, çocuklar için sunulan imkanların yeterli olmadığı, sosyal altyapının ihtiyaçları karşılamadığını, işgücü piyasasında ve eğitimde büyük eşitsizliğin yaşandığını ileri sürülüyor. Sosyal yardım alanların ise zor durumda oldukları yine aynı raporlatda yer alıyor.

Yaşlıların durumu da sürekli kötüleşiyor. Yaşlılar organizasyonu ANBO tarafından gerçekleştirilen anket sonuçlarına göre, yaşlı nüfusun sorunlarının başında ekonomik sıkıntılar gelmekte, yaşlıların yüzde 80’i maddi sıkıntı yaşamaktadır. Emekli maaşlarındaki kesintiler bunun en önemli nedeni oluyor. Sosyal yardımlarda ise kesintilere gidiliyor.

Yanı sıra Hollanda‘da işsizlik sayısı da 480 bini aşmış bulunuyor. İşsizlik oranının yüyde 6 cıvarında olduğu iddia ediliyor.

Sorunuzu özet olarak bu çerçevede yanıtlamakla yetiniyorum. Tüm bunlara Hollandalı işçi ve emekçilerin sokakları ve meydanları neden döne döne doldurdukları sorusunu ekliyorum. Şayet Hollanda Sosyal devlet olsaydı insanlar neden Sosyal bir Hollanda şiarını yükseltsin ki?

  1. Sendikalar taleplerini saymadan önce Avrupada hortlatılan ırkçılıktan dert yanıyor! Hollanda'da bu durumun yansıması nasıl?

AS, Bir dizi siyasal akımların, kurum ve kuruluşların yanı sıra Sendikaların da ırkçılığı temel bir sorun olarak görmeleri günümüzdeki gelişmelerden hareketle çok anlaşılır bir durumdur. Çünkü bugün Avrupa’daki en belirgin siyasal gelişmelerden biri, ırkçı ve neo-faşist hareketin giderek güç kazanıyor olmasıdır. Gündelik gelişmelerin yanı sıra birçok siyasal gösterge bunu dolaysız olarak kanıtlamaktadır. Zaman zaman fiziki saldırı ve cinayetlerle zaman zaman da oy oranlarındaki patlama ve seçim başarılarıyla gündemin baş köşesindeki yerini koruduklarını biliyoruz.

Hollanda’da bu ülkelerden biridir. Hollanda, Özgürlük için Partisi, PVV ( Lideri Geert Wilders ) Avrupa Parlamentosu seçimlerinde barajı aşmış, oy potansiyelini yüzde 13,3e taşımıştı. Yapılan son bir ankete göre özellikle de mülteci krizinden sonra oy oranını yüzde 30’lara uluştırmış bulunan bu parti, ülkenin en büyük siyasi partilerinden biri haline gelmiş bulunuyor.

Kapitalizmin yaşadığı çok boyutlu ağır kriz ve onun yol açtığı toplumsal, siyasal ve sosyal yıkımdır, büyüyüp derinleşen sorunlar yığını, yoksulluk ve işsizlik, ırkçılığın ve faşist hareketin gelişmesine zemin hazırlıyor. Geçmiş yüzyılda faşist hareketi iktidara taşıyan koşulların hemen hemen hepsi bugünkü ağır kapitalist buhran koşullarında da mevcuttur ve tekelci burjuvazi krize bir yanıt olarak faşizmi karşı devrimci bir alternatif olarak hazırlamaktadır.

Irkçı, faşist tırmanış tehlikeli boyutlara ulaşmış bulunuyor. 1930’lu yıllarda İtalya ve Almanya’da başlayan ve giderek Avrupa’yı girdabına alarak insanlığa korkunç bir vahşet yaşatan faşizm, 80 küsür yıl aradan sonra yine aynı topraklarda, yani Avrupa’da bir kez daha bir tehtid haline gelmiş bulunuyor. Panzehiri ise çeşitli uluslardan işçi ve emekçilerin birleşik devrimci birliği ve mücadelesidir.

  1. Yoğun iş koşulları, geçim zorluğu, düşük ücret, belirsiz emeklilik yaş sınırı (Mezarlıkta emeklilik) vb. şikayetler var. Nedir durum tam olarak ve bu sorunlar nasıl çözüm bulacak?

AS, Bildiğiniz gibi özellikle de 2008’deki küresel mali krizin ardından, işçi sınıfına ve emekçi kitlelere yönelik saldırılar yoğunlaştı ve bu tüm dünyaya yayıldı. Geçmişin toplumsal kazanımlarından ve sosyal haklarından ne kalmışsa neo-liberal saldırı dalgasıyla birer birer budanmaktadır. Yoksulluk yaygınlaşmakta, işsizlik milyonların kâbusuna dönüşmektedir. Krizin faturasını sınıfa ve emekçi kitlelere ödetmenin sonuçlarıdır bunlar ve emekçilerin yaşamı daha da ağırlaşmaktadır. Krizin derinleşmesine paralel olarak sert kemer sıkma önlemleriyle emeklilik yaşı yükseltilmekte, ücretler aşağı çekilmekte, çalışma saatleri artmakta ve çalışma koşulları ağırlaşmakta, sömürü ağırlaşmaktadır.

Yukarıda özetlediğim bu gelişmelerin tümü kapitalist dünyanın refah merkezi olan Avrupa ülkelerde de yaşanmaktadır. Latin Amerika, Asya ve Afrika ülkelerindeki dehşetli yoksulluğu ve biriken sosyal sorunları bir tarafa bırakacak olursak, dünya çapındaki muazzam zenginlik birikimine rağmen, servet-sefalet arasındaki uçurum, Avrupa‘nın kapitalist metropollerini de kapsamaktadır. 

Kapitalizm, dünyanın her tarafında işsizlik, açlık ve yoksulluk üretiyor. Servet-sefalet arasındaki uçurumu görülmemiş boyutlara ulaştırmış bulunuyor. İngiliz yardım kuruluşu Oxfam’ın gelir dağılımı üzerine yaptığı bir araştırmada, dünyadaki 62 süper zenginin servetinin dünya nüfusunun yarısını teşkil eden 3,5 milyar kişinin servetine eşit olduğu ortaya çıktı. Bu aynı kuruluşun hazırladığı rapora göre en zengin yüzde 1’lik kesim dünya nüfusunun yüzde 99’undan daha zengin durumdadır. Bu denli akıl dışı görünen gerçeğin gerisinde kapitalizmin aşırı kâra dayalı işleyiş mantığı bulunmaktadır.

  1. Birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Hollanda'da konut sorunu var. Bu sorun hangi seviyede, kimler ya da hangi çevreler daha fazla mağdur oluyor?

AS, Konut sorunu sadece gelişmemiş ya da az gelişmiş ülkelere özgü bir sorun değildir. Konut ve yüksek kiralar sorunu, elbette ki tüm Avrupa ülkeleri için olduğu gibi Hollanda için de önemi artan bir sorundur. 

Nereden bakılırsa bakılsın konut sorunu da öteki sosyal sorunlar gibi kapitalizmin yarattığı en dolaysız sorunlardan biridir. İşçi ve emekçiler ya oturacak sağlığa uygun ev bulamamakta ya da kazançlarının büyük bir bölümünü kiralara yatırmaktadırlar. Kiraların yükseltilmesi tamamen piyasanın ve ev sahiplerinin insafına bırakılmış durumda. Konutlar tamirattan geçirilip sağlıklı ve oturulabilir hale getirildikten sonra ise, kiralar daha da yükseltilmektedir.

Kapitalizmde toplumun ihtiyaçları değil, sadece kar esastır. Bu işleyiş, konut sorununda da karşımıza çıkmaktadır. Aslında bugünün toplumunda herkese yetecek konut var. Fakat bir yandan büyük evlerin çoğunda tek kişi yaşıyor ya da zenginlerin evleri boş bekliyor. 

Konut alanında yaşanan bir diğer sorun ise, rantı yüksek yerlerde oturan emekçilerin şehirlerin dışına sürülmeye zorlanmasıdır. Kira artırma veya tamirat bahanesiyle emekçilerin çıkarıldığı evler ise fahiş fiyata tekrar kiraya verilmektedir.

Mesela emekçilere, ev almaları karşılığında düşük faizli krediler vererek onların ev sahibi olmalarını sağlamak bu sorunun çözümüne katkı sağlamak gibi görülebilir. Fakat bununla kendi sömürü çarklarını garantiye alma derdindedir aslında. Emekçiyi ömür boyu borçlandırarak, onu patronun ve sistemin uysal bir kölesi yapmaktır esas amaç. Zira borçlu işçi kendisine dayatılan koşulları daha kolay kabul edecektir.

Kapitalizm nasıl ki işsizler ordusunu işçiler üzerinde bir baskı ve sömürü aracı olarak kullanıyorsa, evsizleri de kira rantını arttırma ve insanları sağlıksız konutlarda yüksek fiyata oturmaya razı etmek için kullanmaktadır. Dolayısıyla sorunun devamı onun çıkarınadır.

Devam edecektir….