Trump Yönetimi Rojava Özerk Yönetimi’ni Niçin Tasfiye Etmek İstiyor?
ABD’nin uzun yıllardır Kürtlerin hamisi olduğu ve İsrail ile birlikte Suriye’deki Kürt siyasi oluşumları stratejik bir araç olarak desteklediği yaygın bir kanaattir. Ancak bu okuma, özellikle Donald Trump’ın başkanlığı döneminde geçerliliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Trump yönetimi, Suriye’nin kuzeyindeki Rojava Özerk Yönetimi’ni tasfiye etmeyi hedefleyen ve bu politikayı bölgedeki daha geniş stratejik hedeflere bağlayan radikal bir dönüşüm içine girmiştir.
Trump Yönetimi Rojava Özerk Yönetimi’ni Niçin Tasfiye Etmek İstiyor?
Kemal Erdem
ABD’nin uzun yıllardır Kürtlerin hamisi olduğu ve İsrail ile birlikte Suriye’deki Kürt siyasi oluşumları stratejik bir araç olarak desteklediği yaygın bir kanaattir. Ancak bu okuma, özellikle Donald Trump’ın başkanlığı döneminde geçerliliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Trump yönetimi, Suriye’nin kuzeyindeki Rojava Özerk Yönetimi’ni tasfiye etmeyi hedefleyen ve bu politikayı bölgedeki daha geniş stratejik hedeflere bağlayan radikal bir dönüşüm içine girmiştir.
ABD’de İktidar Değişimi ve Politik Kırılma
Trump yönetiminin Kürt politikası, selefi Obama dönemindeki Demokrat Parti yaklaşımından köklü bir kopuşu, hatta onun zıddını temsil eder. Obama yönetimi, 2014 Ekim’inde ABD denetimindeki IŞİD ve Körfez ile Türkiye’nin denetimindeki cihatçıların da katıldığı ortak Kobani kuşatmasını organize ederek, Rojava’yı PKK’den koparıp KDP’ye bağlamayı amaçlamıştı. Bu hamleyle hem Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KDP) nüfuzu artırılacak hem de Türkiye’nin güvenlik endişeleri giderilmeye çalışılacaktı. Ancak PKK, Kobani’nin düşmek üzere olduğu kritik bir anda, ABD ile gizli bir pazarlık yürüterek, şehrin ve genel olarak Rojava’nın elde kalması karşılığında önemli tavizler vermişti. Bu tavizler, Rojava’nın KDP ile paylaşılmasının kabulü ve ABD’nin İran’a yönelik rejim değişikliği politikasında PKK’nin aktif destek vereceği yönündeydi.
Stratejik Eksen Kayması: Körfez Monarşileri ile İttifak
Trump yönetimi, bu mirası devraldığında politikayı temelden değiştirdi. Bu değişimin ana dinamiği, Trump’ın Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere Körfez monarşileri (Suudi Arabistan, BAE, Katar, Bahreyn ve Ürdün) ile kurduğu stratejik ittifaktır. Bu ittifak karşılıklı bir taahhüt üzerine inşa edildi: Körfez ülkeleri, ABD’nin Çin’e karşı yürüttüğü küresel rekabet politikalarına Ortadoğu, Asya ve Afrika’daki kendi El Kaide cihatçılarıyla, büyük yatırımlar ve askeri-sivil endüstri siparişleriyle destek verecek; buna mukabil ABD de bölgede başta Körfez monarşilerinin güvenliği olmak üzere onun çıkarları doğrultusunda politika değişikliğine gidecektir. Bu çerçevede, Körfez’in nüfuz alanındaki bölgelerde “diken” olarak gördüğü unsurların tasfiyesinde (Müslüman Kardeşler hareketi, Suriye’de Kürtler, Aleviler ve Dürziler) Washington, müttefiklerine aktif destek sağlamayı taahhüt etmiştir.
Hedef: Suriye’nin Yeniden Şekillendirilmesi ve Kürtlerin Tasfiyesi
Körfez monarşilerinin Suriye vizyonu, Trump yönetiminin Rojava politikasının anahtarını oluşturur. Bu vizyona göre:
· Suriye’deki Kürt siyasi varlığı tamamen tasfiye edilmeli ve diz çöktürülmelidir.
· Nusayri/Alevi toplumu katliamlarla bertaraf edilmeli, benzer bir baskı Dürzilere de uygulanmalıdır.
· Afganistan modeli gibi, yekpare ve radikal Sünni-İslamcı bir Suriye devleti hedeflenmektedir. Bu devletin sınırlarının, Irak’taki Sünni Arap bölgelerini de içine alacak şekilde genişletilmesi ve böylece Irak’ın parçalanması düşünülmektedir.
· Bu büyük projede Kürtlere, hatta mevcut Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne dahi yer yoktur; onlar da nihai tasfiye listesindedir.
Suriye’deki Hey'et Tahrir eş-Şam (HTŞ) gibi gruplar, bu projenin Körfez’e bağlı siyasi ve askeri kanadı olarak görülmekte ve Trump yönetiminin desteğiyle iktidara taşınmışlardır.
Suudi Arabistan prensi Muhammed Bin Salman bütün Körfez monarşileri adına Trump yönetimi ile görüşmeler yürütmektedir ve son ABD ziyretinde, kapalı kapılar ardında ABD ile stratejik ilişkilerin ilerletilmesini, ABD’nin başta Suriye’de olmak üzere bölgede “üzerine düşen görevleri” yapmasına bağlamıştır. Suriye’de ABD’nin görevi, Körfez ile stratejik anlaşmaya uygun olarak bütün Suriye’nin HTŞ’nin elinde yoğunlaşmasını sağlamak için ABD’nin siyasi ve askeri ağırlığını koyması demektir ki,bunun anlamı Trump’ın Rojava yönetimini tasfiye için acele etmesi ya da gerekenleri yapması anlamına gelmektedir.
Çok Yönlü Strateji: AKP’yi Kuşatmak
Trump yönetimi, Rojava’yı tasfiye politikasını sadece Körfez’i memnun etmek için değil, aynı zamanda Türkiye’deki Erdoğan rejimini devirmek için de bir kaldıraç olarak kullanmayı planlamaktadır. Washington’ın güttüğü politika, hem Suriye Kürtlerini (SDG) hem de AKP’yi aldatmaya dayalı çift taraflı bir oyundur. Amaç, AKP rejimi ile SDG’yi Suriye’nin kuzeyinde yıkıcı bir savaşa sürüklemektir. Bu sayede:
· Suriye, yekpare bir şekilde Körfez nüfuzuna bırakılacak,
· AKP ve Erdoğan, SDG ile girilecek uzun ve yıpratıcı bir savaşın bataklığına çekilerek Türkiye’de iktidarın yıpratılması ve nihayetinde devrilmesi sağlanacaktır.
Sonuç ve Gelecek Senaryolar
1. Türkiye’nin Farkındalığı: Erdoğan yönetimi, Trump’ın bu karmaşık planlarını tam olarak okumakta ve buna karşı kendi önlemlerini almaktadır.
2. PKK İçindeki Bölünme Dinamiği: Trump planının işlemesi, büyük ölçüde PKK içindeki bir bölünmeye bağlıdır: İmralı’daki Abdullah Öcalan ile Kandil’deki askeri-politik önderlik arasında yaşanabilecek bir kopuş. Trump yönetimi, PKK içinde bu bölünmeyi tetiklemek ve Kandil önderliğinin İmralı’ya yanaşmasını engellemek için kasıtlı olarak karmaşık, kafa karıştırıcı ve aldatıcı sinyaller yaymaktadır.
3. İsrail Faktörü: SDG’ye yönelik İsrail’den gelen yakınlaşma sinyalleri, bu aldatma politikasının bir parçası olabilir. Kandil önderliğinin bu yakınlaşmaya kanarak stratejik bir hata yapması ve böylece Trump’ın oyun alanınının içinde kalması hedeflenmektedir.
Trump yönetiminin Rojava’yı tasfiye girişimi, basit bir politika değişikliğinden ziyade, Körfez monarşileri ile yapılan küresel ölçekli bir stratejik pazarlığın ve Türkiye’de rejim değişikliğine uzanan çok boyutlu bir kuşatma planının parçasıdır. Rojava’nın tasfiye planı içinde AKP’nin tasfiye planı da bulunmaktadır.
Bir sonraki yazımızda, Trump’ın Rojava’yı kullanarak AKP ve Erdoğan’ı nasıl stratejik bir kuşatma ile hedef aldığını daha detaylı analiz edeceğiz.
