Sedat Peker’in “faşist politik örgütü” nasıl deşifre oldu?

Yapacağımız ilk şey, Sedat Peker’in bir mafya ya da organize suç örgütünden ziyade, önce devlet içerisinde yuvalanarak ve güçlenerek, sonra da devletin bu olanaklarını farklı toplumsal ve siyasal örgütler içerisine sızmak ve oraları ele geçirmek için kullanan ve de bu temelde toplumsal temelini genişletmek isteyen bir faşist örgütün lideri olduğu tespitini yapmaktır

Sedat Peker’in “faşist politik örgütü” nasıl deşifre oldu?

Kemal Erdem
Kamuoyu Sedat Peker videolarının içeriğine yoğunlaşırken bir noktayı unutmaktadır: Sedat Peker gerçekten nedir? Mafya lideri mi, yasadışı suç örgütü lideri mi yoksa başka bir şey mi? Sorunun bu yanının da açığa çıkartılması gerekmektedir, ki bu noktada büyük bir analiz hatası yapıldığı anlaşılmaktadır.

Bu makaleyi genel olarak üç bölüme ayıracağız. Birinci bölümde, geçen makalede yani “Ağar ile Peker’i birbirine kim saldı?” makalesinde eksik kalan Süleyman Soylu konusuna genel tezimizle bağlantılı değineceğiz. İkinci bölümde, Sedat Peker’i belirli bir politik bağlama yerleştireceğiz. Üçüncü bölümde de sürecin politik yönünün nereye doğru evrilmekte olduğu ve olası ihtimalleri kısaca belirtmeye çalışacağız.

“Ağar ile Peker’i birbirine kim saldı?” makalesini yazdığım sırada, Sedat Peker daha Süleyman Soylu’yu hedefe koymamıştı ve sadece Mehmet Ağar ile ilgili ifşaatlarda bulunmaktaydı. Süleyman Soylu ifşaatları bayramın ilk günü yayımlanan dördüncü videodan itibaren devreye girdi. Ben de yazıyı Sendika.Org’a gece yarısı göndermiştim. Ama daha önceki makalelerde, Erdoğan’ın Joe Biden’ın seçilmesiyle birlikte yeni bir stratejik tutum benimsediğini ve buna bağlı olarak da Trump döneminde kurduğu siyasi ilişkileri hem içte hem de dışta değiştirmeye çalışacağını ve de bu temelde geçici olarak ittifak yaptığı Hulusi Akar, Mehmet Ağar, Süleyman Soylu ve MHP gibi kesimlerle kopuşacağını yazmıştım. Bu kopuşun nedenlerden bir tanesi, konjonktürel olmanın dışında yeni rejimin inşasıyla ilgilidir. Yeni rejimin tarikatlar üzerinden yükselen güçleri büyüdükçe ve geçici ittifak güçlerinin yerini alacak kıvama geldikçe, bu geçici kesimler ile iplerin koparılması zorunludur. AKP’nin stratejik perspektifinde bu kopuşma her zaman vardı ama zamanlaması bir yandan tarikatlardan devşirilecek güçlerin devleti doldurma temposuna, öte yandan da iç ve dış konjonktürün AKP’nin iktidarını sallamasına ve bu geçici güçlerin oynayabileceği “tehlikeli bir politikanın” belirme ihtimaline bağlıydı.

Joe Biden’ın seçilmesi Erdoğan ve AKP’de bu geçici ittifak güçlerinin özellikle bir seçim yenilgisinde kendilerine ihanet edebilecekleri yani belirli bir süre taktik olarak muhalefet ile birlikte hareket edebilecekleri korkusuna yol açmıştır. Geçici müttefiklerin bir seçim yenilgisinden sonra AKP’den desteklerini çekmeleri ile AKP’nin boşa düşmesi, Erdoğan ve AKP’nin sonunu getirebileceği için, bu kesimlerin kontrollü bir şekilde tasfiye edilmeleri AKP iktidarının sürmesi için zorunludur. Aslında bu kesimlerle yapılan geçici ittifakın nasıl sonlandırılacağı, daha başından itibaren belirlenmişti.

Şimdi en önemli soru şudur: İlginç bir şekilde Sedat Peker, Erdoğan ve AKP’nin tasfiye etmek istediği kesimlerden Ağar ile Soylu’yu hedef alarak ve onları siyasi olarak itibarsızlaştırarak Erdoğan’ın politikasını kolaylaştırmakta ya da ona yardım etmektedir. O zaman Peker’i Erdoğan mı yönetiyor?

Sedat Peker nedir?

Peker’i Erdoğan yönetmiyor ama Erdoğan devleti ve Süleyman Soylu’yu kullanarak Peker’i bu duruma düşürerek ifşaatlarda bulunmasını sağladı. Burada dolaylı bir MİT operasyonu söz konusudur. Peker Soylu’nun kendisini kandırdığını ve ihanet ettiğini iddia ediyor. Peki bunu Soylu’ya kim yaptırdı?

Devlet içerisinde Soylu’dan güçlü iki kişi vardır: Erdoğan ve Hakan Fidan. Soylu’ya Peker talimatlarını veren Erdoğan ve Fidan olduğu için ve Soylu bu durumu ifşa edemediği için Peker’in hedefi haline geldi ve “kirli çamaşırlar” ortaya döküldü. Zaten Erdoğan ile Fidan’ın amacı da buydu. Erdoğan ile Fidan uzaktan birinin kendi saflarında tasfiye etmek istediklerine “sanal silah sıkmasını” istiyorlardı. Bunu da ancak aralarında bir sorun yaratarak ve Peker’i yurtdışına göndererek yapabilirlerdi. Bugün anlıyoruz ki, tasfiye edilmek istenen listede Sedat Peker de vardır ve Erdoğan-Fidan ikilisi hepsini birbirine kırdırtan bir plan yapmışlardır.

Gelelim yazının ikinci bölümüne: Sedat Peker tam olarak nedir?

Bizim bilmediğimiz ama görünen o ki Erdoğan ile MİT’in bildiği çok önemli bir bilgi söz konusudur: Sedat Peker ne bir mafya ne de bir yasadışı suç örgütü lideridir ama Turan politik hedefi doğrultusunda devlet içerisinde yuvalanmak ve güçlenmek isteyen illegal bir faşist örgütün lideridir. MİT dolaylı olarak Peker’i Ağar ve Soylu ile karşı karşıya getirirken Sedat Peker ve örgütünü de deşifre etmiştir.

Şimdi de kısaca bu noktayı açmaya çalışalım.

Peki niçin Sedat Peker politik profiline karşın kamuoyunda bir mafya ya da organize suç örgütü lideri gibi algılanmıştır?

Doğrusunu söylemek gerekirse, devrimci hareket olarak Sedat Peker hakkında yeterli bir bilgimiz yoktur ve var olan bilgi de medyadan elde edilen bilgilerdir. Bu da doğaldır çünkü Sedat Peker gibi faşist ve Gladio aparatı biriyle devrimci hareketin genellikle bir işi olmaz. Bu durum onun hakkında edilen bilgilerin yanlış elde edilmesine yol açmıştır. Ama son dönemlerde yayımladığı videolardan sonra, Sedat Peker hakkında daha ayrıntılı bilgi sahibi olma olanağına sahip olduk.

Yapacağımız ilk şey, Sedat Peker’in bir mafya ya da organize suç örgütünden ziyade, önce devlet içerisinde yuvalanarak ve güçlenerek, sonra da devletin bu olanaklarını farklı toplumsal ve siyasal örgütler içerisine sızmak ve oraları ele geçirmek için kullanan ve de bu temelde toplumsal temelini genişletmek isteyen bir faşist örgütün lideri olduğu tespitini yapmaktır.

Sedat Peker klasik politik örgütlenmeden yani kitle içerisinde örgütlenerek ve seçim sistemini kullanarak iktidara yürümekten ziyade (örneğin bir noktaya kadar MHP ve BBP gibi milliyetçi hareketler böyledir), önce devlet içerisinde örgütlenen ve bu örgütlenmeyi de kaldıraç olarak kullanarak “tabana” inmeyi hedefleyen bir örgüt kurmuştur. Onun mafya ve organize suç örgütü lideri gibi anılmasına neden olan durum ise, onun örgütünün hareket tarzından ve mafya ile organize suç örgütü yöntemlerini kullanmasından kaynaklanır.

Sedat Peker çok genç yaşta, devletin anti-demokratik yapısının akıllı hareket edildiği takdirde suç örgütlerine bir şemsiye olanağı sağlayabileceğini fark etmiştir. Bunun tek yolu ise, devletin Gladio örgütlenmesiyle birlikte çalışmak ve onun “bazı işlerini” yaparak karşılığında bir devlet koruması elde etmektir. Zaten videolarında bunu açıkça belirtiyor. Devletin Gladio örgütlenmesiyle rejim karşıtlarına karşı birlikte hareket etmek ya da taşeronluk yapmak Sedat Peker örgütünün çok önemli bir sorununu çözecekti: Para.

Anti-demokratik bir devlette Gladio’ya yaslanarak, haraç toplayabilirsiniz, alacak-verecek sorunlarına dahil olarak komisyon alabilirsiniz, Gladio ilişkilerinin korkusunu kullanarak bazı işadamlarını tehdit edebilirsiniz, yasadışı ekonomiye el atabilirsiniz vs. Peker’in para sorununu bu şekilde çözmesi onun mafya ve organize suç örgütü lideri gibi anılmasına yol açmıştır. Kendi örgütünün para sorununu bu şekilde çözen Peker, farklı bir şey yine yapmıştır: Gladio ile ilişkisini devlete açılan bir kapı gibi kullanarak, devlet içerisine kendi kadrolarını yerleştirmeye çalışmıştır. Bu yerleştirmeyi ise Gülen Cemaati’nin yapmış olduğu gibi, çocukları küçükken okutmaya başlayıp üniversiteyi bitirdikten sonra devlette işe koyarak yapmaya çalışmıştır. Bu temelde polis, ordu ve yargıya elemanlar yerleştirmiştir. Peker’in bu hareket tarzını, Gülen Cemaati’ne yakın gazetecilerden olan Cevheri Güven, Sedat Peker ile ilgili bir videosunda belirtmiştir.

Cemaat’in yaptığı gibi

Gülen Cemaati gibi devlet içerisinden örgütlenerek topluma inmeye çalışan Peker örgütü, devlet içinde büyüdükçe ve güçlendikçe farklı ekonomik ve politik örgütleri de ele geçirme imkanına kavuşacaktır. Zaten videolardan Süleyman Soylu ile bağlantılı olarak öğrendiğimiz yani Demokrat Parti Başkanlığı’nı kazanmasında Sedat Peker’in oynadığı rol bu hareket tarzını doğrulamaktadır. Sedat Peker arka planda kalarak ve elde ettiği ekonomik ve politik gücü kullanarak bazı siyasi figürleri kendi politik emelleri için kullanmak isteyen bir strateji geliştirmiştir.[1]Zamanı geldiğinde de devlet içerisindeki gücünü, tabanda elde ettiği güç ile birleştirerek bir darbe ile iktidarı ele geçirmek istemektedir. Sonra da Türkiye’yi dış politikada uygun bir şekilde konumlandırarak, Orta Asya ve Kafkasya’daki diğer Türk devletleriyle Turan birliği kurmak istemektedir.

Sedat Peker’in bu politik hareket tarzı Gülen Cemaati’nin bir benzeridir ama bir farkla: Gülen Cemaati kendini devlet içerisinde gizlerken liberal bir politik örtü kullanırken, Sedat Peker daha açık ve net bir politik hedef ile yani Turan hedefi ile hareket etmektedir. Onun videolarının sonunda “Turan Birliği’ni kuracağız” diyerek politik mesaj vermesi, onun uzun zamandır bu hedef için çalıştığını göstermektedir.

Sedat Peker de Gülen Cemaati gibi dolaylı bir strateji benimsemiştir. Bu stratejiye göre, lider ve örgütü politik alanın önüne geçmeden ama arka planda kalarak ön planı yönetmeye çalışmalıdır. Bu hareket tarzı örgütün sürekli olarak gizli kalmasına neden olarak, zamansız darbe yemesine de engel olmaktadır. Ama Sedat Peker son dönemdeki videolarında her ne kadar örgütünü geniş kitlelerden gizlese de videolar aracılığıyla tabanı ve kadrolarına yönelik verdiği politik moral mesajlarıyla da deşifre olmasına neden olmuştur.

Erdoğan ne yapıyor?

Kamuoyunun bilmediği bu durumu yani Sedat Peker’in devlet içinde yuvalanan bu faşist örgütünü Erdoğan ve MİT uzun zamandan beri bilmektedir. Gülen Cemaati ile kopuştuktan sonra kurulan yeni ittifak sistemine işte Sedat Peker ile örgütü de diğerleriyle birlikte (Ağar, Soylu, MHP vs.) alınmıştı ve şimdi hepsi Erdoğan ve Fidan ikilisi tarafından birbirine kırdırılarak tasfiye edilmektedir.

Sedat Peker, örgütünün yaşamasının, devlet içinde kalmasına bağlı olduğunu bilerek dolaylı olarak Erdoğan ile anlaşmaya çalışmaktadır. Bir yandan Erdoğan’ı ifşaatların dışında tutarak öte yandan da bazı olayları deşifre edeceği tehdidini kullanarak sıkıştırmaktadır. Ama Erdoğan’ın geçici yol arkadaşlarını tasfiye hareketi kapsamlıdır ve bunun içinde Sedat Peker de bulunmaktadır.

Tam da burada olayların anlaşılması için bir noktanın okur tarafından doğru anlaşılması gerekir. O da Erdoğan’ın politik tasfiye yöntemidir. Erdoğan uzun zamandan beri ilk defa Sedat Peker olayı hakkında konuştu ve Süleyman Soylu’ya sahip çıktı. Bu da okurda ilk bakışta bizim analizimizin yanlış olduğu yanılmasına yol açabilir. Erdoğan’ın Soylu’ya sahip çıkması onu tasfiye etmediği ya da etmeyeceği anlamına gelmez. Zaten Soylu politik alanda teşhir olarak tasfiye oldu ve Erdoğan’ın amacı zaten kitleler nezdinde bu kesimlerin teşhir olarak siyasi hayatlarının bitmesidir.

Erdoğan, Gülen Cemaati hariç tasfiye etmek istediği hiçbir kesim ya da kişiyi direkt karşısına alarak tasfiye etmemiş ve onlarla karşılıklı “kılıçları çekerek” savaşmamıştır. Gülen Cemaati ile cepheden kopuşması ise Gülen Cemaati’nin cepheden saldırısı sonrası başlamıştır. Erdoğan tasfiye edecek kişileri önce dolaylı yollar ile politik olarak gözden düşürdükten sonra “nazikçe” yollarını ayırmaktadır. Tasfiye edilenler darbenin nereden geldiğini dahi bilmemektedirler. Örneğin Hulusi Akar meselesinde de böyle olmuştur. Akar dolaylı olarak MİT aracılığıyla FETÖ’cüleri koruyan ve Gare’de beceriksiz bakan konumuna düşürülerek teşhir edilmiştir. Aynı durum Soylu ve Ağar için de yapılacak ve bu kesimler politik olarak etkisiz hale getirilirken ve hatta yargıda aklanmaları ya da suç almamaları karşılığında susmaları ve politik olarak kenarda durmaları sağlanarak ama muhalefetin yanına geçmeleri de engellenerek etkisiz hale getirilecektir. Kaldı ki bu yöntem en akıllı yöntemdir. Burada söz konusu olan politik tasfiyedir.

MİT’in Sedat Peker dolaylı operasyonunun stratejik kazananı Erdoğan’dır, taktik kazananı ama stratejik kaybedeni Sedat Peker’dir, hem stratejik hem de taktik kaybedeni Ağar, Soylu ve MHP’dir. Erdoğan, Ağar ve Soylu’yu, yine bunlara bağlı birçok kişiyi Sedat Peker aracılığıyla teşhir ederken, Peker’in örgütünü de deşifre etmiştir. Peker artık Gülen Cemaati gibi politik bir cenazedir ve onun bu haliyle devlet içerisinde kalması mümkün değildir. Onun Erdoğan ile dolaylı olarak anlaşmaya çalışmak istemesi işte devlet içine yerleştirdiği bu örgütünü korumak içindir. Erdoğan’ın Peker’in bu örgütüne yönelmesi, Peker’in tamamen bitmesi demektir.

MHP ve Millet İttifakı’nı çatıştırmak

Şimdi de yazının üçüncü bölümüne gelelim, yani MİT’in bu Sedat Peker operasyonu, daha büyük bir komplonun girişi midir? Peker komplosunu başka bir komplo mu izleyecektir?

Erdoğan, Peker aracılığıyla Ağar ve Soylu’yu politik olarak ıskartaya çıkartırken aynı zamanda MHP’nin politik olarak etrafını da sarmaktadır. Ağar ve Soylu’nun politik darbe yemesi MHP’nin de dolaylı olarak darbe yemesi anlamına gelmektedir. Erdoğan kontrollü bir şekilde bu kesimleri teşhir ederken ve halkta temiz toplum beklentisi yaratırken, daha sonra da bu kesimleri tasfiye ettiği zaman, bir yandan devleti mafya ve suç örgütlerinden temizleyen lider imajı elde edecek, öte yandan da bu geçici ittifakı sonlandırmış olacaktır. Hiç kuşkusuz Erdoğan bu süreci seçimlere bağlayacak ve kendi seçmen kitlesini genişletmek için kullanacaktır.

Ama bundan başka Sedat Peker operasyonu başka bir işe yine yarayabilir: MHP ve Millet İttifakı’nı (HDP de buna dahil) tasfiye etmeye.

Ağar ile Soylu politik olarak battıkça ve Devlet Bahçeli bunları korumaya çalıştıkça MHP giderek Millet İttifakı bileşenleriyle karşı karşıya gelecek ve süreç MHP ile Millet İttifakı arasında bir gerginliğe evrilecektir. Hatta Erdoğan’ın kendisi de bilerek politik ortamı gerebilir. İşte bu gerginlik bir dizi politik suikastlere kapı aralayabilir ve MHP çevresinden gelmese de bu suikastler onlarla ilişkilendirilerek hem MHP’nin hem de Millet İttifakı’nın darbelendiği bir komploya evrilebilir. Bu da AKP’nin seçimleri cebe indirmesi anlamına gelecektir.

Bugüne kadar yapmış olduğumuz politik analiz, seçimler yaklaştıkça Hulusi Akar, Mehmet Ağar, Süleyman Soylu ve Sedat Peker operasyonlarını, MHP ve Millet İttifakı’na karşı operasyonların izleyeceğini göstermektedir.

Bu analizin doğru olup olmadığını da bekleyip, göreceğiz.

Dipnot:

[1] Sedat Peker zaman içinde elde ettiği ve edeceği ekonomik ve politik gücü başka bir sorunu çözmek için de kullandı/kullanıyor: Toplumdaki imajını düzeltmek için. Ekonomik ve politik güç medya içinde güçlenmeyi de getirdiği için zamanla ona Mafya ya da Organize Suç Örgütü imajından kurtulma olanağı da sağlamaktadır.